menu close menu

Skolyoz Ameliyatında Yeni Yöntem


Skolyoz yani kemik eğriliği hastalığının bir büyüme hastalığı olduğunu belirten Şişli Florence Nightingale Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Omurga Cerrahisi Merkezi konsültanlarından Prof. Dr. Ahmet Alanay, hastalığın tedavi seçeneklerinin; hastanın yaşına, eğriliğin şiddetine, tipine ve altta yatan nedene göre değiştiğini söylüyor.

 

Doğuştan skolyozda eğriliğin çok erken yaşlarda oluştuğunu ve bu eğriliğin genellikle hızla arttığını, ergenlik öncesi görülen skolyozda ise eğriliklerin hızlı ilerleyebileceği gibi ilerlemeyip belli bir derecede kalabileceğini hatırlatan Prof. Dr. Alanay, doğuştan ya da ergenlik skolyozlarının her ikisinde de tedaviyi hastanın koşullarına göre seçtiklerini vurguluyor. Bu seçenekleri de şöyle sıralıyor; hastanın takibi, korse kullanımı, ameliyat…

 

Prof. Dr. Alanay, tek ameliyatla takılan ve sonrasında çubuklara dışarıdan müdahale edilen Uzatılabilir Çubuk Sistemi’yle tedavi yöntemiyle ilgili şu bilgileri veriyor:

“İçeriye yerleştirdiğimiz çubuk, manyetik bir alanla dışarıdan uzatılabilmektedir. Yani çubuğu bir kere yerleştirmek için bir ameliyat gerekmektedir. Sonraki uzatma işlemleri ise dışarıdan bir cihaz yardımıyla cildi açmadan, anestezi uygulamadan poliklinik şartlarında 5-6 dakikalık bir işlemle yapılabilmektedir.”

 

Doğuştan skolyoz nedir?
“Doğuştan anne karnındayken kromozomlarda oluşan anomali sebebiyle eksik gelişen omurgaların neden olduğu doğumdan hemen sonra görülebilen skolyoz tipidir. Anne karnında çocuğun gelişimi sırasında omurlarda oluşan anomalilerle ortaya çıkar ve büyümenin asimetrik olması nedeniyle gelişir. Genellikle omurların bir yarısının olmaması en sık görülen anomalidir. Bu durumda omurun bir yarısı büyürken karşı tarafta büyüyecek bir yer olmadığı için o tarafa doğru eğrilik oluşmasıdır.

 

Diğer bir skolyoz tipi de kas ve sinir hastalıklarına bağlıdır. Örneğin çocuk felci, serebral palsi gibi. En sık görülen tip ise ergenlik çağında görülen sebebini bilemediğimiz skolyozdur. Bugüne kadar birçok çalışma yapıldıysa da bunun sebebiyle ilgili olarak henüz bir sonuca varılmadı. Ama büyümeyle ilgili bir problem olabileceğini, ergenlikten hemen önce ortaya çıktığını biliyoruz. Hızlı büyüme döneminde de özellikle kız çocuklarında 10 kat daha fazla olmak üzere bu olayın ortaya çıktığını görüyoruz.”


“KIZ ÇOCUKLARINDA 10 KAT DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR”

 

Kız çocuklarda daha fazla olmasının nedeni nedir? Bu konuyla ilgili bir çalışma var mı?
“Bununla ilgili bir teori var. Sebebi bilinmeyen, (Latince idiopatik olarak adlandırılan) skolyozun kız çocuklarında daha sık görülmesi ile ilgili bir teori. Bu teoriye göre -ki ispatlanmamış bir teori bu- vücudun gelişimi sırasında hem kız çocuklarında hem de erkek çocuklarda vücut yarıları arasında bir asimetri olduğu ve sonra bu asimetrinin düzeldiği düşünülüyor. Kız çocuklarında erkek çocuklara göre büyüme daha erken başlar ve çok hızlı seyreder. İşte bu hızlı büyüme kız çocuklarında tam bu asimetrik döneme denk geldiği için kız çocuklarında sırtın eğildiği düşünülüyor. Erkek çocuklarında ise hızlı büyüme asimetri dönemini geçtikten sonra gerçekleşiyor dolayısıyla sırt eğriliği erkek çocuklarında daha az görülüyor. Tabii bu sadece bir teori.”

 

Hasta ne gibi şikâyetlerle geliyor?
“Hasta bize genellikle estetik şikayetlerle geliyor. Doğuştan gelişen skolyozda doğumdan hemen sonra bulgular görülebiliyor veya biraz daha geç 3-4 yaşında ortaya çıkabiliyor. Bu bulgular, sırtta veya belde eğrilik, omuz asimetrisi, bel girintilerinde asimetri, anormal kıllanma veya lekelenmeler şeklinde olabiliyor.

 

Ergenlik çağında gelişen skolyozda ise özellikle omuz asimetrisi, bir omuzun diğer omuza göre belirgin olarak daha yüksek olması sırtta kamburluk diye tanımlanan fakat aslında omurganın kendi etrafında burkulmasına bağlı ortaya çıkan hörgüç bulgusunu ve bel bölgesinde asimetriyi görebiliyoruz. Bunlar en önemli 3 tane bulgudur.

 

Hörgüç bulgusu omurganın kendi etrafında burkulması sonucu bir taraftaki kaburgaların yukarı doğru dönmesiyle gelişir, gerçek kamburluk değildir. Bir diğer bulgu olan bel girintilerinde asimetri ise şu şekilde tanımlanabilir. Biliyorsunuz arkadan bakıldığı zaman bel girintilerimiz iki taraflı simetrikdir. Bir tarafın daha dolgun bir tarafın daha girintili olması asimetriyi gösterir.

 

Skolyoz tanısı nasıl konuluyor?
“Skolyoz aslında iki türlüdür. Bir tanesi bizim bugün bahsettiğimiz yapısal skolyoz, diğeri ise yapısal olmayan skolyozdur. Örneğin bizim duruş bozukluğumuza bağlı olarak yana doğru eğilmeyi birisi bizi uyardığında düzeltebiliriz. Bu yapısal olmayan skolyozdur. Ama yapısal skolyozu düzeltemeyiz ve bu yapısal skolyozu diğerlerinden ayırt edici taraf; omurga da burkulma olmasıdır. Burkulmayı da rahat bir şekilde öne eğilme testi ile anlayabiliriz.

 

Çocuğu öne doğru eğerek göğüs bölgesini yere paralel hale getirdiğimizde hörgüç diye tanımladığımız kabarıklığın daha da arttığını görürüz. Çünkü öne doğru eğildiğimiz zaman omurga bir rotasyon, bir dönme hareketi yapar dolayısıyla kabarıklık artar. Eğer bu kabarıklığı görüyorsak o zaman bu yapısal skolyoz anlamına geliyor.”

 

Tedavi seçenekleri neler olabiliyor, süreç nasıl işliyor?
“Yaşa göre, eğriliğin şiddetine, tiplerine ve altta yatan nedene göre değişir. Örneğin; doğuştan bir skolyozsa çok erken yaşlarda eğriliğin oluştuğunu görürüz ve bu eğrilikler genellikle hızla artar. Çünkü Skolyoz hastalığı, sebebi ne olursa olsun büyüme ile artan bir hastalıkdır. Ve eğer bir çocuğun büyüme potansiyeli varsa tespit edilen skolyozun da ilerleme potansiyeli vardır.

 

Dolayısıyla doğuştan skolyozu olan hastayı düşünürsek çocuğun eğriliğinde çok ciddi bir ilerleme potansiyeli vardır. Eğriliğin yerleşim yerine göre doğuştan olan skolyozların hemen hepsi ilerleyicidir. Ergenlik öncesi görülen skolyozda ise yine ergenliğin dönemine göre eğrilikler hızlı ilerleyebilir ya da ilerlemeyip belli bir derecede kalabilir. Tedaviyi de buna göre seçiyoruz.

 

Tedaviye de baktığımızda bugün yapılabilen üç şey var. Bir tanesi gözlem, gözlemek özellikle eğriliği 20 derecenin altında olanlar için uygundur. Diğeri korse tedavisi ve büyümekte olan bir çocukta 20 ile 40 derece arası seçtiğimiz tedavi yöntemidir. Diğeri ise cerrahi tedavi yöntemidir. Özellikle sırttaki eğriliklerde, 40 derecenin üzerindeki eğriliklerde korse artık bir işe yaramayacağı için büyüyen çocukta 40 derecenin üstünde erişkin yaşa gelen kişilerde ise 50 derecenin üstündeki skolyozlarda cerrahi tedavi uyguluyoruz.”

 

Skolyoz yaşam kalitesini nasıl etkiliyor?
“Skolyoz genellikle bir kozmetik problem olarak ailelerin yakınma şikayetiyle gelmesiyle ortaya çıkar. Kozmetik problem sadece buzdağının görünen kısmıdır. Buzdağının görünmeyen kısmına bakınca, özellikle eğriliğin göğüs kafesinde oluşturduğu yamulma ve göğüs kafesi hacmi daralması nedeniyle akciğerlerde sıkışma, akciğerlerin yeterince gelişememesi ve yine kalbin sıkışmasıyla ilgili çeşitli kalp ve akciğer sorunları olduğunu görüyoruz.

Bir de özellikle alt tarafta bel bölgesine yerleşen skolyozlarda gövde kısa kalacağı için eğilmeyle beraber yine karın organlarında sıkışma nedeniyle rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Ve tabi bu akciğer problemleri, kalp problemleri öncelikle ileride yaşam kalitesini özellikle erişkin yaşta ciddi anlamda düşürebilir. Çok şiddetli eğriliklerde özellikle 100 - 120 derecenin üzerindeki eğriliklerde yaşam süresini kısaltabilir.”


“ANESTEZİSİZ UZATILABİLEN ÇUBUK SİSTEMİ”

 

Dışarıdan müdahale ile uygulanan uzatılabilen çubuk sistemi nedir?
“Skolyozun tedavisi için uyguladığımız standart cerrahi müdahale maalesef şu anda fizyolojik olmayan bir yöntemdir. Eğriliği omurga bütünlüğünü ve hareketini koruyacak şekilde düzeltip geri döndürmek değil, eğriliğin kapladığı yöndeki hareketi ortadan kaldırmak ve omurların birbirine kaynaşmasını sağlamak ve omurların büyümesini engellemektir. Bu omurganın belli kısmındaki hareketin ortadan kaldırılması işlemine, omurganın dondurulması (füzyon) adını veriyoruz. Bu optimum bir yöntem değildir. Ama şu an elimizdeki standart budur ve ergenlik çağındaki ya da erişkin yaştaki skolyozlarda uygulanan yöntem bundan ibarettir.

 

Çocuklukta ise bu yöntem biraz daha sıkıntılıdır; erken yaşta ve büyümekte olan çocukta, örneğin 10 yaşın altındaki çocuklarda dondurma (füzyon) işlemini yapmak zorunda kalırsak; birincisi, çocuğun büyümesi, boy kısalığı ciddi bir sorun olacaktır. İkincisi, bu sefer yamukluğa bağlı değil de büyümemeye bağlı olarak göğüs kafesinin boylamasına ve enlemesine gelişmemesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Bu da akciğerlerin yeterince gelişmemesi ve yine kalbin sıkışması demektir. Ve özellikle de küçük yaşlarda meydana geldiği için erişkin yaşlarda çok daha büyük sorunlar oluşturacaktır.

 

Korseyle kontrol edemediğimiz eğriliği olan küçük yaştaki hastalarda cerrahi tedavi tek seçenek görünmesine rağmen bizim uyguladığımız cerrahi klasik dondurma işleminden biraz daha farklıdır.

 

Bu hastalarda uyguladığımız altın standart yöntem yine içeriye vida ve çubuklar yerleştirerek fakat omurgayı dondurmadan eğriliği bu çubuklar aracılığıyla bir çeşit içerden konmuş korse gibi düzeltmektir. Fakat dondurma işlemi olmadığı, hareket yok edilmediği, omurga büyümeye devam ettiği için biz çubuğu koysak bile bu eğrilik artmaya devam edecektir. O nedenle de altı ayda bir çubuğun uzatılarak eğriliğin tekrar küçültülmesi, kontrol altına alınması gerekmektedir. Bu da çocuk ve aile üzerinde stres yaratmaktadır. Her seferinde 6 ayda bir anestezi alması çocuğun böyle bir cerrahi işlemden geçmesi her açıdan hem maddi hem de manevi olarak büyük bir külfet olmaktadır.

 

Bizim bu kullandığımız yöntemde ise içeriye yerleştirdiğimiz çubuk, manyetik bir alanla dışarıdan uzatılabilmektedir. Yani çubuğu bir kere yerleştirmek için bir ameliyat gerekmektedir. Sonraki uzatma işlemleri ise dışarıdan bir cihaz yardımıyla cildi açmadan anestezi uygulamadan poliklinik şartlarında 5-6 dakikalık bir işlemle yapılabilmektedir. Tabi bu da cerrahi sayısını ve cerrahiden dolayı oluşabilecek yan etkileri engellediği için daha uygun bir yöntemdir.”

 

Bu yöntemin yan etkileri var mıdır?
“Bilinen bir yan etkisi yok. Uzatmalarda ortaya çıkan manyetik alanın insan dokusuna bir zararı olmadığı gösterilmiştir. Bu yöntemin geliştirilmesinde emniyetlilik ve etkinlik açısından birçok çalışma yapılmıştır. Dünyadaki bu yöntemle olan bir yılı aşkın tecrübede de ciddi bir yan etkiye rastlanmamıştır. Ancak bu uzatmalar sırasında eğriliğin üst ve altına koyduğumuz vidaların çıkması veya çubukların kırılması gibi olaylar olabilir. Daha önceden uyguladığımız; 6 ayda bir uzattığımız çubuklarda da aynı problemleri yaşamaktayız.

 

Tedavinin uygulanabilirliği konusunda sınırlama var mı?
“Elimizdeki şu an ki mevcut teknoloji ve bilgilerle ancak büyüyen çocuklarda 0-10 yaş arasındaki çocuklarda uygulayabildiğimiz bir yöntemdir. Halen daha ilerleyen eğriliklerde korse ve alçı tedavisi altın standartdır. Korseyle kontrol edemediğimiz eğriliklerde omurganın büyümesine izin verip eğriliği kontrol eden yöntemler, dondurma işlemi yerine tercih edilmesi gereken yöntemlerdir. Anestezisiz uzatılabilen çubuk sistemi de bu şekilde korse ile kontrol edilemeyen eğrilikleri olan küçük çocuklarda ve omurganın özellikle sırt bölgesinde geniş bir alanda dondurma (füzyon) gereken iyi seçilmiş hastalarda uygulanabilir. Ergenlik çağındaki çocuklarda ise henüz bu yöntemin kullanılması yolunda hazır değiliz.” Bir de bu çubuklarla dahi bazen kontrol edilemeyen eğrilikler olduğunu bilmemiz gerekir.


  • Güncelleme: 13:52 TSİ 17 Mart. 2013